Rize'de yaşayan halkın kültür hayatı kendine özgü karakteristikler arzeder. Bölgeye gerek Fetih'ten önce, gerekse Fetihten sonra yerleşen Türk boy ve oymakları burada zengin bir kültür ortamı oluşturmuşlardır.

1843 yılında Rize'ye gelen ve Cimil ile Hemşin başta olmak üzere köyleri ve dağları gezen Fransız Prof. Karl Koch, halkın misafirperverliğine hayran kalmıştır. Batı kültüründe bu özelliğin olmayışına hayıflanan Koch şöyle demektedir: "Bunlar, en eskilere dayanan konukseverliğin son kalıntılarıydı. Bunu kültür, uygar Avrupa'dan yavaş yavaş çıkarıp atmıştı. Yabancı ağırlama gereksinimi, bu ülkelerde konukseverliğin gerektirdiği tek amaçtı. Ad ve rütbe farketmeyen unsurlardı."

Karadeniz bölgesini Anadolu'nun diğer bölgelerinden ayıran dağınık yerleşim özelliği Rize'de de tipik olarak kendini gösterir. Geleneksel mimari yapılanmada ahşap işçiliği göze çarpar.

Çayın günlük hayata ağırlığını koyması ile beraber el sanatlarında gerileme görülmüş ve diğer şartların da etkisiyle bir kısım el sanatları ortadan kalkmıştır.

Halk Şiiri

Şiirde duygu ve heyecan önde tutulmakla birlikte, Rize halk şiirinde bilgi ve düşüncenin daha ağırlık taşıdığı gözlenir. Rize halk şairi destanlarda ve türkülerde bilgi ve düşünceyi heyecanın önünde tutmaktadır.

Rize ve çevresinde zengin bir türkü-mani söyleme geleneği vardır. Mesela, Çayeli'nin her iki tarafından akan derelerden biri Şairler deresi, diğeri ise Aşıklar deresidir. Bu durum şiirin ne kadar yaygın olduğunu göstermesi bakımından önemlidir ve diğer yörelerde de durum farklı değildir.

Halk Oyunları

Rize'de halkoyunları denince akla hemen horon gelir. Horon Rize'nin bütün yörelerinde oynanan ortak bir kültür ürünüdür. Rize merkezi ve civarında horon kemençe ile oynanırken yüksek kesimlerde tulumla oynanır. Diğer birçok yerde ise hem tulum hem de kemençe ile horon oynanır.

Horon oynanırken türküler söylenir ve atma türkü atılır. Kadıbağında sadece erkekler atma türkü söylerken horonlarda kadınlar da türkü söyler ve genelde birlikte oynanan horonlarda kız ve erkekler karşı karşıya geçerek birbirlerine türkü atarlar.

Mutfak Kültürü

Yöre mutfağı; mısır, karalahana, fasulye, süt ürünleri (yoğurt, ayran, tereyağı) ve deniz ürünleri üzerine şekillenmiştir. Şimdi buğday ununun kullanıldığı her yerde mısır unu kullanılırdı. Kurutma imkânı olmayan gıdaların muhafazasında salamura yöntemi gelişmiştir. Ekmek olarak; mısır ekmeği ve hamsili ekmek, lahanadan; etli lahana sarması, burma lahana, haşlama yapılır. Fasulye; fasulye yemeği, fasulye turşusu, turşu tavali olarak mutfak kültürüne katkıda bulunur.